İstanbul Bağcılar'da yer alan bu alışveriş merkezi kompleksi, arazideki doğal eğimi yenilikçi bir kütle kurgusuyla avantaja çevirmektedir. Otoban yönünden bakıldığında, yapı market ve hipermarket hacimleri tüm komplekse güçlü bir baza oluştururken; mağazalar ve konut blokları bu zemin üzerinde yükselerek ana cadde yönünden algılanan kent silüetini tanımlar. Topografyanın sunduğu imkânlar doğrultusunda yaya ve araç trafik akışları birbirinden ustalıkla ayrıştırılmış; ana mağaza yaya yaklaşımı üst kottan sağlanırken, servis ve hipermarket girişleri alt kottan verilerek dolaşım karmaşası önlenmiştir. Yapının geniş çatısında kurgulanan yapay peyzaj, hem çevredeki yeşil alan eksikliğini gidermekte hem de konut blokları ile alışveriş kütlesi arasında bütünleştirici, sosyal bir iç bahçe işlevi görmektedir.
Ziyaretçileri, yaya girişinin bulunduğu geniş platoda sürekli gölgeli bir toplanma ve geçiş mekânı sunan çelik bir üst örtü karşılamaktadır. İç mekân organizasyonu, mağazaların girişten itibaren kesintisiz bir şekilde algılanabilmesini sağlayan büyük bir galeri boşluğu etrafında şekillenmiştir. Bu ana boşluğun merkezinde yer alan ve restoran, sinema gibi işlevleri barındıran farklı renkteki eliptik odak kütlesi, çatı örtüsünün üzerine de taşarak tüm kompleksin mimari kimliği ve simgesi haline gelmiştir. Yarı geçirgen çatı örtüsünden süzülen doğal gün ışığı, galeri boşlukları aracılığıyla yapının derinliklerine kadar ulaşarak katlar arasında güçlü bir optik ve mekânsal bağ kurmaktadır